MÜZİK İLE İLGİLİ HERŞEY ...


   
           MÜZİK  İLE  İLGİLİ  HERŞEY


TARİHİ – GELİŞME SÜRESİ  DÖNEMLERİ –ORKESTRA –
ENSTRÜMANLAR-  OPERA-  OPERET - BALE-  ŞEFLER –
ÜNLÜ SESLER –ÇEŞİTLİ MÜZİKLER – TERİMLER   ve
                ÜNLÜ   KOMPOZİTÖRLER

GİRİŞ:

  Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk günlerde annelerimizin ninnileri ile
bilicine varmadan müzik ile tanışmış oluruz. Daha sonra duyduğumuz şarkıları,sözlerinin anlamını kavramadan tekrarlar, melodisini yakala-
maya çalışırız. Bir tencereye ya da masaya vurarak ilk kez kendi ken-
dimize müzik yapmanın tadına varırız. İlk okul çağında Mandolin ya da Flüt gibi gerçek bir müzik aleti çalmaya başlamak başlı başına bir mut-
luluktur. Müzik ile tanışıklığımız arttıkça müziğin coşku, sevinç, korku,
keder gibi duyguların anlatımındaki gücünü keşfederiz.
  Müzik temelde seslerden oluştuğu için din, dil ve kültür farklılıkların-
       dan bağımsız olarak herkesçe duyumsanabilir. Bu  bakımdan sanatlar   
       içinde en evrensel olanıdır.

       MÜZİĞİN  TARİHİ:

  Günümüze ulaşabilen en eski müzik yazmaları Hindistan’da 3000 yıl öncesinden kalma  (Veda ilahileri) dir.
  Aslında ilk çalgı insanın kendi sesidir.Çalgıların tarih sırasına bakılırsa
insanın ilk buluşu kendi sesini büyütmek için yaptığı kamıştan bir düdük
ve el çırpmanın,ayak vurmanın yarattığı ritim gücünü pekiştirmek için
davul ve benzeri vurmalılar olmuştur.
  Müzik savaş öncesinde  kabileyi coşturup yüreklendiren bir araç haline gelmiş, savaş çığlıkları giderek askeri marşlara dönüşmüş, tapınma sıra
sındaki ezgisel mırıltılar dinsel ilahileri doğurmuştur.
  Müzik ile ilgili ilk kuramları geliştirenler ilk yunanlılardır.M. 6. yüzyılda
akustiğin temelini kuran  Pisagor (PYTHAGORAS) müziği matematiksel
yoldan çözümleyerek bir sesin yüksekliği ile bir telin uzunluğu arasında
ilişkiyi saptamıştır.
  Pisagor ve Platon’a göre müzik sanatın bir dalı olduğu kadar matema-
tik dünyasının da bir dalıdır.
  Milattan başlayarak 15. yüzyılın başlarına kadar süren Ortaçağ karan-
lıkçağ olarak anılır. Bu dönemde insanlar kilisenin egemenliğinde dün-
yasal zevklerden yoksun bırakılmış, sadece ölüm sonrasına hazırlık yap-

 

 

 


 
ması     gereken  kutsal bir ortama güdümlenmiştir.
  Katolik dünyanın papazları kilise içine çalgısal müziğin girmesini yasak
lamışlardır.Müzik onlar için putperestliği ve dünyasal zevkleri çağrıştır-
maktadır.Kilisede en kutsal çalgı insanın kendi sesi olmalıdır.Yüzyıllar
boyunca müzik sanatı bunun sonucu olarak kilise koroları ve tek sesli
ilahiler şeklinde olmuştur.
  Antik çağda şiir ya  da tiyatroya, orta çağda ise İncil’deki metinlere dayalı olarak tek sesli yapıdaki doğaçlamalı müzik geçerli idi.Müzik dili bu çağ boyunca çok yavaş ama kurallaşarak ilerlemiş, insanların söy-
ledikleri şarkıları kâğıt üzerine geçirme isteğini duyana kadar yüzyıllar
geçmiştir.
  Sesleri adlandırmayı ilk düşünen ve  A – B – C … diye tanımlayan Ro
malı filozof BOETHİUS (M.S. 480-524) olmuştur. Notaların Do-Re-Mi
diye bugünkü şekli ile adlandırılmasını ilk öneren ise 10. yüzyılda yaşa
mış olan Milanolu keşiş GUİDO ARİLEZO (980-1050) olmuştur.
  Tek çizgili porte 9. yüzyılda, dört çizgili porte 12. yüzyılda, beş çizgili porte ise (bugün kullanılan ) 16. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır.
  11. yüzyıl ile 13. yüzyıl arasında Avrupa derebeylerinin şatolarında, ka
Lelerinde şarkı söyleyip şiir okuyan gezgin ozanlar gittikçe kilise baskı-
sından kurtularak dünyevî konulu ve yaşama sevinci ile yüklü ezgiler ortaya çıkarmışlardır. Bunlar hem çalar , söylerler, şiir okuyup hem de
dans ederlerdi.Kimi bedenlerine taktığı ziller ile çalgısına bir boyut daha katar, kimide müziğin eşliğinde hokkabazlık, soytarılık yapıp tek kişilik
eğlenceli bir oyun sergilerlerdi.
  Dinsel müzikte çok seslilik Paris’teki Notre- Dame katedralinde başla-
mıştır. Notre-Dame bu nedenle tüm Avrupa çok sesli müzik devriminin
ilk kalesidir.

 

RÖNESANS  DÖNEMİ:

  Rönesans ile birlikte kilisenin bağnaz baskısından kurtulmaya çalışan insanoğlu bu dünyanın yalnız ölümden sonrası için bir  hazırlık evresi olmadığını, bugününde yaşamaya değer olduğunu algılar.
  Güzel sanatlarda Rönesans’ın beşiği İtalya’dır.Ancak müzikte Röne-
sans Burgonyalı ve Flaman besteciler ile başlamıştır.(Bugünkü Belçika,
Lüksemburg, Hollanda ve kuzey Fransa)
  Rönesans müziğinde 15. yüzyılın ortalarında her ulusun kendine göre
özel şarkı biçimi ortaya çıkar.İngiliz halk şarkıları olan Karol (Carol) danslara eşlik eder. Şanson (Chanson) Fransızların çok sesli aşk şarkı-
ları, (Lied) ise Almanların aşk şarkılarıdır. (Frottola ) ise İtalya’da ünlen-
miş Floransa karnaval şarkılarıdır.
  Rönesans’ın insanlarda yarattığı yaşam sevinci dansları, danslarda çal-
gıları artırır. Böylece çalgılar ve çalgı toplulukları için bestelenen müzik
doğar.Çalgılar sadece insan sesine eşlik etmek için değil, yalnız çalgıya
dayalı bir müzik de bağımsız bir konuma kavuşur.

BAROK  DÖNEMİ:

  1600-1750 yılları arasında kalan ve İtalya’nın ilk Opera denemeleri ile başlayıp J.S.BACH’ın ölümü ile biten Barok döneminde müzik bugünkü bilinen şekline kavuşmuştur. Sözlük anlamı ile Barok (Barocco)”biçimsiz
inci” demektir.O dönem resim ve heykel çalışmalarındaki değişikliklere
gösterilen biraz negatif bir tepki sonucu bu isim çıkmıştır.
  Barok dönemi müziğe ait teknik uygulamaların sıkı kurallara kavuştu-
ğu, Opera gibi sahne sanatlarının filizlendiği, Senfonik orkestraların ilk
tohumlarının atıldığı bir dönemdir.
  Barok müzik İtalyan bestecilerin dünyasından doğar.17. yüzyılın orta-
Larında Fransa’nın ulusal müziği gelişmeye başlar. Gene aynı yıllarda
İtalya Avrupa’nın en önemli merkezlerini (Venedik, Floransa, Napoli,
Roma ) barındıran bir ülkedir. İtalyan besteciler (Madrigal) adını verdik-
leri, şiirler üzerine yazdıkları çok sesli müzikler üzerine yoğunlaşmaya
başladılar.
  Dinsel bir tema üzerine kurulu dramatik eserler olan (Oratoryo) lar köklerini Roma’dan alırlar.
  (Sonat) ise kendi kimliğini yine Barok döneminin ilk zamanlarında bulmuş bir başka müzik tarzıdır.
  Barok döneminde (Klavsen) yoğun olarak kullanılmaya başlandı. Mü-
zikteki seslerin ilk kez ayrı çalgılara göre ayrılması uygulandı, orkest-
rasyon gelişti.Özellikle orkestra içinde çalgıların birçoğu Bugünkü bili-
nen yerlerini aldı. Kemanlar en önemli çalgı haline geldi.

 

 


KLÂSİK  DÖNEM:

  18. yüzyılın ikinci yarısından J.S.BACH’ın ölüm tarihi olan 1750 den başlayarak Ludvig Van BEETHOVEN’ in ölüm tarihi olan 1827 ye kadar
Geçen süre Klâsik Dönem olarak tanımlanır. Bu dönem orkestra ailesi-
nin kurulduğu, senfonik yapıtların filizlendiği, piyanonun sesini duyur-
maya başladığı, müzik yapısında dengenin, biçimin iyice sağlamlaştığı,
sanatın, kuvartetin yalın bir anlatım ile geniş halk kitlelerine seslendiği
bir dönemdir.

ROMANTİK  DÖNEM:

  19. yüzyılın ilk yarısından başlayarak sanatçıların kendi benliklerini aç-
tıkları, kişisel özelliklerini öne çıkardıkları yeni bir akımdır. Şekilden çok
dinleyici’nin hayal gücünü hareket ettiren müzik türü moda oldu. Çok
geniş kadrolu orkestralar için senfoniler yazıldı. Piyano teknik gelişimini
tamamlayarak solo enstrümanı olarak sivrildi.

                     ORKESTRA      ENSTRÜMANLARI

 VURMALI  ÇALGILAR:
  Bu çalgılar orkestranın en arkasında ve çoğunlukla sol üst köşesinde
yer alırlar.
         Bu çalgılar şunlardır:Timpani, Derili çalgılar,Simbeller, Triyangl, Ksilefon,
       Çan dizisi ve Gong.
       -TİMPANİ: Bir kazanın üstüne gerili deriye tokmaklar ile vurularak ses üretilir. Büyük, orta, küçük boyda olurlar.
-KSİLEFON: Yan yana dizilmiş, her birinin incelik ve kalınlığı diğerinden
farklı olan tahta ya da metal alaşımlı parçacıklara tokmaklar ile vurularak
çalınır. Melodiye elverişli olduğundan çok sık kullanılan müzik çalgısıdır.
-HARP: Mısır kökenli olan bu çalgı Batı Klâsik müziğinin etkili bir eşlik çal-
gısıdır.47 teli ve 7 pedalı vardır. İki nokta arasına gerilmiş birçok telin
mak ucu ile çekilerek ses çıkarması sistemine sahip bir çalgıdır. Telleri metal kaplama yada bağırsaktan yapılır. Harp iki el ile,iki elin parmak uç-
ları ile çalınır. Tellerin gerilerek bırakılması sonucu çıkan ses uzunca bir süre devam eder ve hemen tükenmez. Son derece derin ve etkili sesler
üretme özelliğine sahiptir.Orkestrada orkestra şefinin  sol tarafındaki bö-
lümün arkasında yer alır.
-ORG: Bu çalgıda Mısır kökenlidir. İlk çalgı olarak kilisede kullanılmakta-
dır.Org, üzerinde her birine basıldığında ayrı bir sesin çıkartılabileceği
tuşların yer aldığı Klavye, Klavye’deki tuşlara bağlı olarak içinden havanın
geçmesi ile sesin üreyebildiği borular dizisinden oluşur. Orkestradaki yeri
şefin tam karşısında ve orkestranın en arkasındadır.Orgu çalan müzisyen
sırtı orkestra şefine dönük olarak oturur. Şefi görebilmesi için orgun göv-
desine yerleştirilmiş küçük bir aynadan faydalanır.

 

 


-ÜFLEMELİ  ÇALGILAR:
  Üflemeli çalgılar iki ana gruptadır.
  1- Tahta gövdeli üflemeli çalgılar: Flüt, Obua, Klarnet ve Fagot’dur.
  2- Madenî gövdeli üflemeli çalgılar: Trompet, Trombon, Korno ve Tuba-
dır.
  Flütler kendi aralarında : Blok Flüt, Yan Flüt, Piccola (küçük flüt) olarak
ayrılırlar. Yan Flüt ve Piccola bugün çoğunlukla metal alaşımlı olarak ya-
pılmaktadır.
-YAN FLÜT: 67 cm. uzunlukta olup borusunun çapı 2 cm. dir. Boru üze-
rindeki deliklerin tümü parmaklar tarafından açılıp kapatılarak çalınır. Mü-
zikal yüksek sesleri çıkarabilmesi pek kolay olmayan bir çalgıdır.
-PİCCOLA: Bu flütte ince sesler, çabukluk isteyen sesler kolaylıkla çıkarı-
labilir.Boyu 32 cm., borusunun çapı 1 cm. dir.
-OBUA: 60 cm uzunluğunda bir çalgıdır.Klârnet gibi tutulur.Pek kuvvetli
olmayan ama etkili bir ses özelliğine sahiptir. Üflemeli çalgılar içinde Obua kadar romantik anlatımı aktarmayı rahatlık ile becerebilen bir baş-
ka çalgı daha yoktur.
-KLÂRNET: Orkestrada oldukça ağırlıklı bir işlevle görev yapar. Solo çalgı-
sı olmaya elverişli bir yapıya sahiptir.
-FAGOT: Uzunluğu fazla (yaklaşık 1.35 m.) olup borusunun çapı da geniş
tir. Bu çalgı ağır, hantal karakterli müzikleri seslendirir. Örneğin bu çalgı ile ölüm, yitiş, trajik içerikli duygular son derece etkili biçimde seslendiri-
lebilmektedir.
-TROMPET: Kendisinden çıkan seslerin üflemeyi yapma biçimiyle ve göv-
desinin üzerinde yer alan üç pistonun değişik oranlarda basılıp kaldırılma
sı yoluyla sesin inceltilip kalınlaştırılabildiği bir çalgıdır.Müzikteki çok ince sesler ancak Trompetten çıkarılabilinen çok güç seslerdir. Bu çalgıdan çı-
karılabilecek en ince seslerin bir kadehi kırabilecek tizlikte oldukları bir gerçektir. Bunu çalabilen müzisyenin yeterliği son derece teknik bir usta-
lığı gerektirmektedir.
  Trompetin insan sesine çok yakın olduğundan söz edilir.Gerçekten bir insan gırtlağından çıkartılabilen birçok acılı haykırışla benzerlik gösterir.
  Çoğu kez eşlik konumunda iken sesinin kuvveti diğer çalgıların seslerini
örtüp onların etkisini kırmasın diye bu çalgının sesini azaltan ve yumuşa-
tan bir susturucu (Sürdin) kullanılır.
-TROMBON: Pistonlu ve Sürgülü olmak üzere iki türdedir.Son derce güçlü
sesler çıkarırlar.Klâsik müzikte sürgülü olanı daha çok kullanılır.Trombon
klâsik müzik orkestrasına ilk kez  ( son yıllarında sağır olan) BEETHOVEN’
in %. Senfonisinde kullanılarak girmiştir.
-KORNO: İnce ses çıkarır. Bir solo çalgısı olarak ta kullanılır.
-TUBA: Üflemeli çalgılar içinde en kalın sese sahip büyük boyutlu bir çal-
gıdır. Solo olarak çalınmaz.Eşlik görevini yapar. Dolgun ve etkileyici bir sese sahiptir.

 

 

  Genel olarak üflemeli çalgıyı çalacak olan müzisyenin ince, düzgün du-
daklı ve kusursuz dişlere sahip olması gerekir.
  Üflemeli çalgılar genellikle yaylı çalgıların arkasında yer alırlar. Trompet-
ler şefe göre sağda, Trombonlar ise daha sağda yer alırlar.

YAYLI  ÇALGILAR:
  Bunlar: Keman (Violon), Viyola, Viyolonsel, Kontrabas’dır.
-KEMAN: Yaylı çalgılar içinde en çok bilineni, tanınanı ve en yaygın kulla-
nılanıdır. Ata yeri Hindistan’dır. Kemanlar kendi aralarında 1. Kemanlar ve 2. Kemanlar diye iki ana gruba ayrılırlar. 1. Kemanlar solistlik özelliği
daha fazla olan ve diğerlerine göre daha hareketli melodileri seslendiren çalgılardır. Keman ve onu bir büyüğü olan Viyola çenede tutularak çalınır
Keman çok ince sesleri çıkarabilir. Viyola ise biraz daha kalın sesleri çıka-
rır.
-VİYOLONSEL: Viyoladan daha büyüktür. Çenede tutularak değil, çalanın
dizleri arasında tutularak bir sandalyede çalınır. İnsan sesinin özelliğine
sahip tek çalgıdır. Şefin hemen sağında yer alır. Bu bakımdan orkestrada
ayrıcalıklı bir yeri vardır.
-KONTRABAS: Yaylı çalgıların en kalın sesleri çıkartabilenidir. 1.82 m. bo-
yu ile ancak ayakta çalınabilinir. Solo çalışlara uygun değildir.
  Yaylı çalgılarda iyi cins yaylar güney Amerika’ dan getirtilen (Pernam-
buca) ve Yılan ağacından yapılan esnek ve sağlam bir çubuk ve at kuyru-
ğu kıllarından yapılan ipliklerden oluşturulur. Yayın iplikleri Keman,Viyola
ve Viyolonsel’de beyaz, Kontrabas’da siyah renklidir. Yayın kılları üzerine reçine sürülür.
  En ünlü keman yapımcıları İtalyan ustalardır. AMATİ, GUARNERİ ve
STRADİVARİ bunlardan bazılarıdır. Stradivari  90 yaşlarında iken bile bir-
çok keman imal etmiştir. Yaptığı kemanların çıkardığı seslerdeki parlaklık
ve yumuşaklığın esrarı halen çözülmüş değildir.
-PİYANO: Batı kültürünün kendi klâsik müziğinde ürettiği en özgün ve en
gelişmiş çalgıdır. Geçmişi 1700 lerin  İtalya’sına kadar gitmektedir. On parmak ile çalınır. Hem eşlik ve hem de solo çalgısıdır.Klavse’nin gelişmiş
şeklidir.
  Org’un benzeri (ama ondan farklılıkları da içeren) tuşların yer aldığı ön bölüm, bir iç gövde, bu gövdede yer alan tokmaklar ve tuşlara bastıkça hareket eden tokmakların vurduğu gerili çok sayıda tellerden meydana gelir. Piyano tuşlu çalgı olarak tanımlanmaktadır.
  Piyanolar Kuyruklu ve Konsol piyanolar olmak üzere iki çeşittir. Kuyruk-
lu piyanolar orkestralarda yer alır, konserlerde kullanılırlar. Konsol piya-
nolar ise daha ziyade evlerde kullanılırlar.
  Orkestralarda enstrümanların yerleşimleri genelde şöyledir:
Orkestra şefinin  solunda 1. Kemanlar,  önünde 2. Kemanlar , sağında

 

 


Viyola , Viyolonsel ve Kontrabas’lar bulunur.Yaylı çalgıların arkasında ve
ortada Flüt, Obua, Piccola, Klârnet, Fagot gibi tiz sesli üflemeli çalgılar,
onların arkasında Trompet, Trombon, Korno, Tuba gibi çalgılar, en arka-
da da vurmalı çalgılar yer alır.
  Orkestralar iki ayrı şekilde olurlar: Senfoni orkestrası ve Filarmoni or-
kestrası ismini alırlar.
  -Senfoni orkestrası büyük orkestradır. Yaklaşık 100 müzisyenden oluşur
Bu orkestrada yaklaşık olarak 34 keman, 12 viyola, 12 viyolensel, 8 kont-
rabas bulunur.
  -Flarmoni orkestrası amatör veya profesyoneller tarafından konserler
vermek amacı ile kurulan orkestradır. Senfoni orkestrasına nazaran biraz
daha dar kadroludur.
  Oda müziği toplulukları gibi 20 müzisyeni aşmayan küçük orkestralar da vardır. Müzikal komedilere, balelere ve bazı operalara eşlik eden orkestra
lar yaklaşık 50 – 60 kişiden oluşur.

                 ÜNLÜ   ORKESTRA   ŞEFLERİ

- Arture  TOSCANİNİ  (1867-1957) İtalyan şef.
- Sir Thomas  BEECHAM  (1879-1961) İngiliz şef.
- Leopold  STOKOWSKİ  (1882-1978) Polonya aslı İngiliz şef.
- Herbert Von KARAJAN  (1908-1989) Avusturyalı şef.
- Leonard  BERNSTEİN  (1918-1990) Amerikalı şef.
- Zubin  MEHTA  (1936-…    ) Hintli, zamanımızın en ünlü şefi.
      
            TÜRK     ORKESTRA     ŞEFLERİ

-   Hikmet  ŞİMŞEK  (1924-2001)
-   Gürer  AYKAL  (1942-…     )  
-   Rengim  GÖKMEN  (1955-…    )

O P E R A :
  İtalyanca “ Opus “ kelimesinden gelir. Sözlük anlamı (eser, iş, ürün) dür. Müziksel bir sahne eseridir. Büyük Opera (Grand Opéra), Komik
Opera (Opéra Comique ) diye çeşitleri vardıor.
  Operanın ana vatanı İtalya’da Floransa’dır. 16. yüzyılın sonunda doğ-
muştur. Fransa’ya 1645 yılında girmiştir. 17. yüzyılın sonlarına doğru
Napoli İtalyan operasının merkezi durumuna geldi. Opera sanatı büyük
gelişimini 19. yüzyılda gösterdi.

O P E R E T :
  Sözlerinin müziksiz kısımları müziklerden çok olan tiyatro eserleridir,
halka hitap etmek için yazılır. Operetlerde renk, ışık, kıyafetler ve dans en göze çarpıcı şekilde kullanılır.

 


B A L E :
  Belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türüdür. İtalyanca dans anlamına gelen (Ballo) ya da (Balletto) sözcüğünden türetilmiştir. Kadın dansçılara Balerin , erkek dansçılara Bale Dansçısı
(Türkiye’de Balet) denir. Balede tayt, mayo ve (tütü) denilen özel etek
giyilir. Ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya
(Point) ya da (Puant) denir.
  Bale ilk olarak İtalya’da Rönesans döneminde 16. yüzyılda başladı.
Fransa’da Balenin altın çağı, kendisi de iyi bir dansçı olan XIV. Louis
döneminde başlamıştır. Bale 18. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’da ge-
lişmiştir.
  Türkiye’de Bale Akademisi 6 Ocak 1948 de İstanbul Yeşilköy’de
Ninette de Valois öncülüğünde kuruldu. Türk Balesinin temelini oluş-
turan Ankara Devlet Konservatuarı Bale bölümünde Meriç SÜMEN,
Sit GÖKMEN , Gülcan TUNÇÇEKİÇ gibi sanatçılar yetişti. Tan SAĞTÜRK
te son zamanların gözde baletlerindendir.
  Dünya Bale sanatının ünlüleri olarak Anna Palnovna PAVLOVA, Marie
TAGLİONİ, Margot FONTEYN, Rudolf NUREYEV gibi isimleri sayabiliriz.

            KLÂSİK  İNSAN  SESİ  TÜRLERİ:
Kadın sesleri:
       Soprano= En yüksek ve tiz ses .
       Mezo soprano= Orta yükseklikte ses.
       Kontralto= En düşük ve kalın ses.

Erkek sesleri:
       Tenor= En yüksek ve ince ses.
       Bariton= Orta kalınlıkta ses.
       Bas= En kalın ve düşük ses.
  Ayrıca çocuk ve genç erkeklerin çıkarabildiği en ince ve yüksek ses :
(Kastrato) ve çok gelişkin bir ses tekniği ile ulaşılabilen (Kontrtenor)
sesi vardır.

           OPERA  SES  TÜRLERİ:
Kadın sesleri:
       Dramatik soprano= Güçlü ve coşkulu ses.
       Lirik soprano= Yumuşak ve akıcı ses.
       Koloratura soprano= En yüksek notalara çıkabilen, hareketli seri
                                     ses.
Erkek sesleri:
       Lirik tenor= Berrak ve temiz ses.
       Basso profundo= Derin ve vakur bas ses.
       Basso buffo= Hafif, komik bas ses.

 

 

        OPERA DÜNYASINDA ÜNLÜ SANATÇILAR:

Placido DOMİNGO, Enrico CARUSO, Luciano PAVAROTTİ, Maria  CALLAS  vb…
       
        TÜRK OPERASINDA ÜNLÜ SANATÇILAR:

Leyla GENCER, Semiha BERKSOY, Saadet İKESUS, Ayhan AYDAN,
Suna KORAT, Ayhan BARAN, Aydın GÜN, Ertuğrul İLGİN, Muammer
ESİ  vb…

        DÜNYADA  TANINMIŞ  OPERA BİNALARI:

 -Sidney Opera Binası: 1973 de açıldı. 1547 koltukludur.Binada 5 tiyatro
salonu vardır.
 -Paris Opera Binası(Palais Garnier) : 1875 de açıldı. 1979 koltukludur.
 -Paris Bastil Opera Binası: 1989 da açıldı. 2703 koltukludur.
 -Milano Scala Opera Binası: 1778 de açıldı. 2000 koltukludur.
 -Budapeşte Opera Binası. 1884 de açıldı.1261 koltukludur.
 -Venedik Opera Binası:1869 da açıldı.
 -New-York Metropoliten Opera Binası:1883 de açıldı.
 -Moskova Bolshoi Tiyatrosu: 1776 da açıldı. 1953 teki yangın dan sonra 28 Ekim 2011 de yenilenerek açıldı.
 -Venedik  La Fenice Tiyatrosu:1792 de açıldı.
 -Ukrayna’da Lviv Tiyatrosu:1842 de açıldı.
 -Polonya Krakov’da Juliusz  Slowacki Tiyatro Binası . 1893 de açıldı.
 -Ankara Opera binası: 1933 de Sergi evi olarak yapıldı. 1940 yılında
Opera Binası haline getirildi. 600 koltukludur.

                      M Ü Z İ K      T Ü R L E R İ

 -FADO Müziği: 19. yüzyıldan gelen Portekiz halk müziğidir. Kelime
Anlamı : (Kader-Alınyazısı) dır.
  Fado : Balıkçı, kâşif ya da denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmelerini umutla bekleyen 19. yüzyıl Portekizli kadınların artık beklenen yakınlarının geri gelmemesi üzerine
denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Klâsik Fado bir Portekiz gitar ve bir klâsik gitar eşliğinde tek bir şarkıcının performansı ile icra edilir. Modern Fadonun tüm bir orkestraya kadar çeşitli uygulamaları vardır. Melankolik bir müzikdir. 20. yüzyılın en ünlü Fado sanatçısı 1999
yılında ölen  Amelia RODRİGUES ‘ dir.
-NAPOLİTEN Müzik: Napoli’den kaynaklanan halk şarkıları müziğidir.
Genellikle Mandolin ile çalınır.
-BLUES Müziği: 400 yıllık olup temeli Afrika’ya dayanan bir müziktir.

 


17. yüzyıldan itibaren Afrika’dan getirilen kölelerin Amerika’daki tarlalar
da çalışırken söyledikleri hüzün’ü, umudu, özgürlüğü ve derin acıyı anla
tan şarkılardan doğmuştur.
  1865 yılından itibaren köleliğin kaldırılması ile birlikte amerikan toplu-
munda, sonra da dünyada yayıldı. Blues müziği en çok ritim özellikleri ile dikkati çeker.
-ROCK Müziği (Rock and Roll): 1950 yılı başında ortaya çıkmıştır. Blues
müziğinden etkilenmiştir. Blues’i icat eden siyahlar beyazlardan gördük-
leri zulüm karşısında sitemlerini üstü kapalı bir biçimde bu müzik ile be-
lirtmişlerdir. Caz’dan etkilenen Blues sonunda Rock müziğini doğurmuş-
tur. Çok çeşitleri vardır.1980 den sonra (Hard- Rock)  ortaya çıktı. 1950
yıllarının meşhur Rock’çısı Elvis PRESLEY idi.
  Türkiye’de Rock müzikçiler: Erkin KORAY, Barış MANÇO, Cem KARACA
Fikret KIZILOK, MOĞOLLAR …
-CAZ Müziği: Kökeni Afrika’dır. 1880 lerde A.B.D.de New-Orleans’da ge-
lişmeye başlamış bir müzik türüdür. 1917 den itibaren dünyaya yayılmış
tır. Bugün dahi popülaritesini gün geçtikçe arttıran bir müziktir. Caz’ın ilk yıllarında en çok beslendiği akım Blues’dır. Louis ARMSTRONG, Gleen MİLLER gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir. Müzik doğaçlamalı
olarak yapılır. Caz şarkıcılarının çoğu kadındır. Bunlardan en meşhuru
Ella FİTZGERALD ‘dır.
  Ülkemizde 1953 de Caz müziği çalan davulcum Erol PEKCAN, ilk şarkı-
cı Sevinç TEVS , ilk besteci Arif MARDİN’dir.
  Dünyadaki meşhur cazcılara Benny GOODMAN, Artie SHAW, Duce EL-
LİNGTON, Charlie PARKER, Dizzy GİLLESPTE, Nat King COLE gibi ünlü-
leride eklemiş olalım.
-VALS Müziği:18. yüzyılda önce köylerde, sonra salonlarda başladı. 19.
yüzyılda Viyana’da popüler oldu. İngiliz Vals’i, Macar Vals’i, Mazurka Vals’i gibi çeşitleri vardır.
  Viyana Vals’i 400 yıl önce doğmuş klâsik bir saray dansıdır. 16. yüzyı-
lın ortalarında Fransa’nın Provence bölgesinde ortaya çıkmış, (Volta) olarak adlandırılan folklorik bir danstır. Kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak ve toplu bir halde yaptıkları bir dans türüdür. Johann STRAUSS’
un müziğinin etkisi ile baloların vazgeçilmez bir dans müziği olmuştur.
-FLAMENKO Müziği: Güney İspanya’nın kültürü ile çingene kültürünün
kaynaşması sonucu ortaya çıkmış bir müzik türüdür.

                    LATİN  AMERİKAN  MÜZİKLERİ:

-TANGO Müziği: Arjantin ve Uruguay kökenli bir müzik türüdür. Tango
müziğinin temel çalgısı alman icadı olan Akerdeon’un akrabası (Bando-
neon) dur.
  Tangonun müziksel kökeninde İspanyol dans figürleri ile şekillenen

 


Ve Küba müziği ile harmanlanan (Habanera), dönemin Arjantinli zenci-
lerine ait (Milonga)  ve yine İspanyol asıllı (Tango Andaluz) vardır.
  Tango alt kesime ait olması ve genelevlerde yayılması sebebiyle uzun
süre ahlâka aykırı bulundu.
  Avrupa’nın ilk Tango çılgınlığı Paris, Londra, Berlin’i, 1913 yılı sonların-
da da Finlandiya ve New-York’u etkisi altına aldı. 1920-1940 yılları Tan-
gonun altın çağıdır. 1983 de Arjantin’de askerî cunta ortadan kalkınca
Buenos Aires’de görkemli bir hale geldi. Tango Türkiye’de de çok sevildi
Necip Celal. Fehmi Ege ve Necdet Koyutürk pek çok Tango müziği bes-
telediler.
-RUMBA Müziği: İspanya ve Afrika kökenlidir. 16. yüzyılda Afrika’dan gelen köleler ile Küba’ya taşınmıştır.
-MAMBO Müziği: Küba kökenlidir.Rumbaya göre daha hareketli ve kıv-
rak bir müzik türüdür. Genellikle kuzey Amerika’da revaçtadır.
-SAMBA Müziği: Brezilyadaki Afrika kökenli siyahilerin çıkardığı müzik
türüdür. Her yıl şubat ayında yapılan ve 4-5 gün süren Rio Karnavalın-
da yüzlerce Samba okullarının sergilediği gösteriler dünyaca meşhurdur
-ÇA ÇA ÇA Müziği:Küba kökenli bir müzik türüdür.
-MERENGE Müziği: 1850 yılında Dominik Cumhuriyetinde doğmuş, Haiti
etkisinde olan bir müziktir. Günümüzde Porto-Riko’lu müzisyenlerce icra
edilmektedir.
-SALSA Müziği: Küba ve Karaipler kökenlidir. Önce Amerika’ya, 1980 ler
den sonra da dünyaya yayılmıştır.

                    DÜNYACA  ÜNLÜ  ŞARKICILAR:

-Fransız şarkıcılar:
  Edith PİAF, DALİDA, France GALL, Enrico MACİAS, Josephine BAKER,
Tino ROSSİ, Gilbert BECAUD, ADAMO, Yves MONTAND, Charles AZNA-
VUR …
-İtalyan şarkıcılar:
  Salvatore ADAMO, Adriano CELENTANO, FARİNELLİ, Peppino Di CAP-
Rİ, Rafaella CARLA, Domenico MODUGNO, Mario LANZA, Enrico CARU-
SO, Luciano PAVAROTTİ …
-İspanyol şarkıcılar:
  Julio IGLESİAS, Placido DOMİNGO, Jose FELİCİANO …
-Amerikalı şarkıcılar:
  Frank SİNATRA, Nat King COLE, Shirley BASSEY, Tom JONES, Elvis
PRESLEY, Perry COMO, Paul ANKA …

                   BAZI  MÜZİK  TERİMLERİ:

-KAPRİCCİO: Neşe, keyif veren, hicivsel aktarımlı müzik parçasıdır.
-NOCTÜRN: Gece parçası. Piyano müziğinde sık rastlanan kompozisyon
parçasıdır.

 


-POLKA: Bohemya’dan doğma, çabuk tempolu bir tür ulusal dans müzi-
ğidir.
-POLONEZ: Hafif ve yavaş tempolu halk dans müziğidir.
-REKUEM: Katolik mezhebinin bir tür dînî müzik şeklidir. Ölüm duasını
içerir.
-RAPSODİ: Büyük ve tanınmış şiirlerin şarkıya uygulanmasıyla doğmuş
bir müzik türüdür.(Liszt’in 16 Macar Rapsodisi buna tanınmış bir örnek-
tir.
-SÜİT:Aynı karakterli dansları içeren eski bir müzik türüdür.
-ÜVERTÜR: Müzikli sahne eserlerinin başında çalınan çalgılı açılış kısmı-
dır.
-ORATORYO: 16. yüzyılın ikinci yarısında Roma’da ortaya çıkan, hem ki-
lise ve hem de tiyatro ile ilgili müzik türüdür. Lirik, Epik ve Dramatik çe-
şitleri vardır. Genelde kutsal nitelikte bir müzik türüdür.
-LİED: Kısa şiirler üzerine bestelenmiş Alman müziğidir. Daha çok piya-
no eşliğinde söylenir ve çalınır.
-KONÇERTO: Bir sanatçının bir veya birkaç müzik çalgısıyla çalma usta-
lığını ve müzikal yeteneğini dinleyicilere sunmak amacıyla icra ettiği
müzik parçasının adıdır. Genellikle ilk ve üçüncü bölümler hızlı, ikinci
bölüm yavaş olarak icra edilir.
-RESİTAL: Bir sanatçının tek bir çalgı eşliğinde verdiği konserdir.
BİS: Konserde halkın icracıdan ek parça çalmasını istemek için kullandı-
ğı kelimedir. (Yine-Tekrar) anlamına gelir. Nota üzerindeki BİS yazısı ise
o bölümün bir kere daha çalınacağına işaret eder.
-DÜET: İki ses veya iki alet için yazılan müzik parçasıdır.
-TRİO: Üç ses veya üç alet için yazılan müzik parçasıdır.
- KUARTET: Dört ses veya dört alet için yazılan müzik parçasıdır.
-KENTET: Beş ses veya beş alet için yazılan müzik parçasıdır.
-SEPTET: Yedim ses veya yedi alet için yazılan müzik parçasıdır.
-METRONOM: Bir müzik aletinin belli bir hızda ve aynı tempoda çalın-
masını sağlamak için belirli tempoda sesler çıkarabilen bir alettir. Meka-
nik ve Dijital türleri vardır. Alet çubuk bir sarkaçtan meydana gelir.
1812 de Hollanda’da keşfedilmiş, 1816 da Paris’te ihtira beratı alınmış-
tır. Dakikada 40-208 vuruşa göre ayarlanabilir.
  Largo: 40-69 vuruş,  Larghetto: 72-96 vuruş, Adagio: 100-120 vuruş,
Andante:  126-152 vuruş,  Allegro: 160-176 vuruş,  Presto: 184-208
vuruş.
  Metronomu ilk kullanan Beethoven olmuştur.
-BATON: Orkestra şefinin kullandığı küçük çubuktur.
-MELODİ: Belli bir duyguyu yansıtması için yan yana getirilen notalar
Dizisidir.
-AKUSTİK: Müzik fiziğini, müziksel algıyı, müzik aletlerinin seslerinin çözümlenmesini ve bireşimini inceleyen bir terimdir.

 

 

-PORTE: Notaların üzerine yazıldığı eşit aralıklı 5 çizgi ve 4 aralıktan
oluşan şekil. Çizgiler aşağıdan yukarıya doğru sayılır.
-NOTA: Seslerin yüksekliklerini (incelik ve kalınlıklarını) ve sürelerini
gösteren işaret.
-SOL ANAHTARI: Portenin 2. çizgisinden başlayıp bu çizgiye adını veren
ve ince sesleri göstermeye yarayan anahtar.
-FA ANAHTARI: Portenin 3. ve 4. çizgilerinden başlayan ve kalın sesleri
Göstermeye yarayan anahtar.


                   ÜNLÜ  KOMPOZİTÖRLERDEN   BAZILARI:

  Bu bölümde ünlü bestecilerin bir kısmının isimleri ile meşhur olmuş eserlerinden kısa notlar halinde bahsedeceğim.

BAROK DÖNEMİ:

-Antonio VİVALDİ: (1678-1741) İtalyan besteci ve çağının önde gelen keman sanatçısı. (Dört mevsim) isimli eseri günümüzde de çok popü-
lerdir. Konçertonun babası diye anılır. 38 opera eseri vardır.
-Johann Sebastian BACH: (1685-1750) Alman besteci. Barok döneminin
en önemli sanatçısıdır. Birçok türde yüzlerce eser vermiş, ama sonra-
dan bunların bir kısmını yakmış, bir kısmı da kaybolmuştur. Gene de
günümüze kadar gelen sayısız eseri vardır. Bunların içinde (Branden-
burg Konçertoları) önde gelir. Ömrünün sonlarına doğru geçirdiği bir
hastalık sonucu kör olmuş, bu durum onu Tanrıya daha çok bağlamış
ve sonuçta en derin dinsel ögeler içeren  yapıtlarını son döneminde
vermiştir.
-George Friedric HAENDEL: (1865-1759) Alman besteci. (Messiah) ora-
toryosu eserleri arasında en bilinenidir. Oratoryoları ile ünlüdür. 1727
yılında İngiliz vatandaşı oldu. 40 opera ve birçok oratoryo besteledi.

KLÂSİK DÖNEM:

-Wolfgang Amadeus MOZART: (1756-1791) Tüm zamanların üstünlüğü
tartışılmayan Avusturyalı eşsiz besteci. Kısa ve trajik yaşamına sığdırdığı
(35 yaş)  600 den fazla yapıtla  insanlığa kocaman bir hazine sunmuş-
tur. Türk adını müzikte en çok duyuran bestecidir. (Türk Marşı) konçer-
tosu ile (Saraydan kız kaçırma) operası bunlar içinde en ünlüleridir. 24
operası, 45 senfonisi vardır.
-Ludwig Van BEETHOVEN: (1770-1827) Alman besteci. Senfonileri ile ünlenen ve müzik tarihinin üç büyük (B) sinden biridir. (Sıralamaya gö-
Re: Bach-Beethoven-Brams).Tek operası (Fidelio) dur. 9 senfonisi var-
dır. 3. Senfoniyi önce hayranlık duyduğu Napolyon’a adamış, Özgürlük-

 


Eşitlik-Kardeşliğin savunucusu  Napolyon’un cumhuriyeti ilan edeceğini
Beklerken imparatorluğunu ilan etmesiyle sükutu hayale uğrayan  Beet-
hoven senfoninin başına koyduğu ithaf yazısını değiştirip (Eroica) Kahra
man adını  vermiştir.
  Hayatının son yıllarında artarak tam sağır olduğu dönemde bestelediği
9. Senfoni en mükemmel eseridir. Senfoninin son bölümüne ilk defa de-
neme olarak insan sesini eklemiştir.Neşe olarak tanımlanan bu bölümde
ozan Schiller’in (Neşeye övgü)  şiirini kullanmıştır.

ROMANTİK  DÖNEM:

-Carl Maria Von WEBER: (1786-1826) Alman besteci,piyanist. (Dansa davet) isimli eseri çok bilinir ve sevilir.
-Gioachino ROSSİNİ (1792-1868) İtalyan besteci. (Sevil berberi, Giyom
Tell, Othello, Semiramid ) gibi başlıca opera eserleri vardır.
-Louis Hector BERLİOZ (1803-1869) Fransız besteci, şair, yazar, orkest-
ra şefi.(Romeo ve Juliette) senfonisi en bilinen eseridir.
-Niccola PAGANİNİ ( 1782-1840) Bütün çağların en büyük keman virtü-
özü olan İtalyan besteci. Öyle ki kemandaki üstün yeteneğinin şeytanî
güçlerden geldiği inancı halk arasında yayılmıştı.
-Franz Peter SCUBERT (1797-1828) Avusturyalı besteci. 31 yıllık kısacık
yaşamında 600 Lied, 9 senfoni,birçok oda müziği gibi eserler bırakmıştır
-Hector BERLİOZ (1803-1869) Fransız besteci. (Symphonie fantastique)
ve (Requiem) gibi bilinen eserleri vardır. 1000 kişiyi aşkın orkestranın
şefliğini yaparak yenilikler getirmiştir.
-Felix MENDELSSOHN (1809-1847) Yahudi asıllı Alman besteci, piyanist
orkestra şefi. (Düğün marşı) eseri bugün bile düğün törenlerinde çalın-
maktadır. (Bir yaz gecesi rüyası) oyununun üvertürü pek bilinen eseridir
Pek çok oratoryolar bestelemiştir.
-Robert SCHUMAN (1810-1856) Alman besteci, piyanist, orkestra şefi ve yazar. 240 dan fazla Lied, sahne müziği, oratoryolar gibi romantik ağırlıklı eserler bıraktı.
-Frédéric Francois CHOPİN (1810-1849) Polonya’nın yetiştirdiği en bü-
yük besteci, piyanist ve modern piyano tekniğinin kurucusu. Kendinden 6 yaş büyük olan ve (George Sand) takma erkek ismiyle tanınan kadın yazar Amandine ile yaşadığı dostluk ve aşk birçok kitaba konu oldu.
Pek çok piyano eserleri vardır.
-Franz  LİSZT (1811-1886) Macar,en ünlü piyano virtüözü, orkestra şefi ve besteci. Romantik akımın en ateşli bestecisidir. Yüzlerce piyano eseri
vardır.
-Richard WAGNER (1813-1883) Yahudi asıllı Alman opera bestecisi, şair
ve yazar. (Uçan Hollandalı) operası çok meşhurdur.
-Guiseppe VERDİ (1803-1901) Opera korolarının babası olarak tanımla-
nan İtalyan besteci. (Macbeth, Rigoletto, İl Travotore, La Traviata, Na-
bucco, Don Carlos, Aida, Othello ) gibi meşhur operalar dahil 30 opera
bestelemiştir.
 ( Aida) operasını Süveyş kanalının açılışı şerefine Mısır Hidivi İsmail Pa-
şanın isteği üzerine 4 perdelik bu büyük operayı 1871 de bestelemiş,
fakat kanalın açılışına yetiştirememiştir.
  (Nabucco) operasındaki meşhur (esirler korosu) Babil Kralı Nabukad-
nezar’ın yaptığı mezalimi anlatır. Bu şarkı Avusturya’nın I. Dünya harbi
sırasında İtalya’yı işgalinde İtalyanların millî özgürlüğünün simgesi hali-
ne geldi. Bir ara bu şarkının İtalya’nın millî marşı olması gündeme gel-
mişti.

 


-Johannes BRAHMS ( 1833-1897) Alman besteci ve piyanist. Romantik
Alman müziğinin en büyük bestecisidir. (Macar Rapsodisi) en tanınmış eseridir. Birçok senfoni, konçerto, oda müziği ve piyano eserleri yarat-
mıştır.
-Georges BİZET (1838-1875) Fransız besteci. (Carmen) operası ve
(L’arlésienne) orkestra süiti günümüzde de en çok sevilen baş yapıtla-
rıdır. (İnci avcıları) operası vardır.
-Jean SİBELİUS ( 1865-1957)  Senfonileri ile 20. yüzyıla kalıcı iz bırakan
Fin müziğinin romantik bestecisi.
-Gustav MAHLER (1860-1911)  Avusturyalı besteci, piyanist, orkestra şefi. Eserlerinde Romantizm etkilidir. 10 büyük senfoni, ayrıca birçok türde müzik eseri bestelemiştir.
-İsaac ALBENİZ ( 1860-1909)  İspanyol besteci ve piyanist. Tipik İspan-
yol ezgilerini armonize etmiştir. (İspanyol şarkısı, Suite Espanola, Iberia
Suit, Catalonia ) gibi güzel eserleri vardır.
-Richard George STRAUSS ( 1864-1949)  Alman besteci, piyanist ve or-
kestra şefi. (Don Juan) baş yapıtıdır. (Capriccio, Salome ) gibi birçok o-
perası vardır.

   RUS  BEŞLERİ:
( BALAKİREV, CUİ, BORODİN, MUSSORGSKİ ve RİMSKİ KORSAKOV )

--Mili Aleksiyeviç BALAKİREV (1837-1910) Ulusal Rus ekolünün gelişimi-
ne büyük katkılarda bulunan  (Rus beşleri) nin kurucu başkanıdır.Birçok
müzik eseri yaratmıştır.
-César Antotnovic CUİ (1835-1918)  15 opera ve birçok şarkı besteledi.
-Alexsander Porfiryevich BORODİN ( 1833-1887)  (Prens İgor) operası
Ve (Orta Asya steplerinde ) senfonik şiiri meşhur olmuş eserleridir.
-Modest Petrovic MUSSORGSKİ (1839-1881)  (Bir sergiden tablolar)adlı
eseri, (Çıplak dağda bir gece) senfonik şiiri onu ölümsüz kılan eseridir.
-Nikolai RİMSKİ-KORSAKOF (1844-1908)  10 operası ve birçok senfonik
Yapıtları vardır. (İspanyol Kapriçyosu ) ve (Şehrazat) isimli senfonik müzik baş yapıtlarıdır.

                                ______________

-Piotr İlyich TCHAİKOVSKY (1840-1893)  Duygusal ezgileriyle Rus ruhu-
         nu en iyi yansıtan romantik Rus bestecisi ve orkestra şefidir. Müziğinin
         incelik ve duygusallığı Bale’ye çok uygundur. Bale müziğinde onu geçen
         olmamıştır. (Kuğu gölü, Uyuyan güzel, Fındıkkıran süiti) Bale dünyasının
         üç baş yapıtıdır.Ayrıca birçok opera , senfonik yapıt ve konçertolar ile
         oda müziği eserleri vardır.
         -Sergei Vassilievic RACHMANİNOFF ( 1873-1943)  Rus besteci, virtüöz,
                           piyanist ve orkestra şefi.  (Paganini’nin bir teması üzerine rapsodi) ve  

 


                           (Senfonik danslar) isimli eserleri çok tanınmıştır.
                           -Igor Federovich STRAVİNSKY (1882-1971)  Rus besteci, piyanist ve or-
 kestra şefidir.  Değişik türlerdeki şaşırtıcı yapıtlarıyla müzik dünyasını
 etkileyen olağanüstü bir bestecidir.
 -Claude Achille DEBUSSY (1862-1918)  Fransız besteci. (Pelléas et Meli-
 sande ) operası pek tanınmıştır.
 -Maurice RAVEL (1875-1937)  Fransız besteci ve piyanist. (Bolero, Rap-
 sodie, Espagnole, La Valse ) gibi meşhur olmuş, sevilen eserleri vardır.
 -Manuel De FALLA ( 1876-1946) İspanyol besteci, piyanist. (Üç köşeli
 şapka ) isimli bale eseri ve (Ateş ayini dansı) pek bilinen eserleridir.
 -Carl ORFF ( 1895-1982)  Alman besteci, orkestra şefi. (Carmina Bura-
 na ) adlı eserinde vurmalı sazlara verdiği ağırlık dikkati çeker.
 -George (Jacop)GERSHWİN (1898-1937) Yahudi asıllı Amerikalı besteci
 ve piyanist. (Rhapsody in blue) ve ( An  American in Paris)  adlı eserleri
 meşhurdur.
 -Béla BARTOK (1881-1945)  Macar besteci, piyanist ve folklor araştırma-
 cısı. Çeşitli opera, orkestra eserleri var. (Dance Süit) eseri çok bilinir.
 Aram KHACHATURIAN  (1903-1978)  Ermeni asıllı Rus besteci ve orkest
 ra şefidir.  (Mutluluk) ve (Spartacus)  bale eserleri bilinen ve sevilen e-
 serleridir.
 -Yehudi MENUHİN  (1916-1999) Rus asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu,
 İngilizdir. Keman virtüözüdür.2 kez Türkiye’ye gelerek Aya İrine’de kon-
 serler vermiştir.


            ÇAĞDAŞ   TÜRK   BATI   MÜZİĞİNİN   ÖNCÜLERİ
                          ( TÜRK   BEŞLERİ )

-Cemal Reşit REY (1904-1985) Batı tekniği ile yazan ilk Türk bestecidir.
(Lüküs hayat, Delidolu, Alabanda revüsü) gibi operetleri, (Sultan Cem,
Zeybek) gibi operaları var.
 -Hasan Ferit ALNAR (1906-1978) Besteci, orkestra şefi ve kanun sanat
çısı. (Türk süiti, İstanbul süiti, Viyolonsel konçertosu) gibi eserleri var.
 -Ulvi Cemal ERKİN (1906-1972) Besteci,piyanist. (Köçekçe, Keman Konçertosu, Karagöz adlı sahne müziği) gibi eserleri var.
 -Ahmet Adnan SAYGUN (1907-1991) Besteci, folklor araştırmacısı.
(Kerem,Köroğlu,Gılgamış) operaları, çeşitli orkestra eserleri, konçertola-
rı, piyano eserleri, oda müziği, bale müziği gibi pek çok eserleri vardır.
 -Necil Kazım AKSES ( 1908-1999)  Besteci.  (Çifte telli, Senfonik dans,
Ballade, Barış ve Savaş ) adlı eserleri, ayrıca muhtelif senfonileri, kon-
çertoları, piyano eserleri, sahne müzikleri vardır.

                                        ___________

 

 

Konuyu bitirirken:

 Bu araştırmamda hayatım boyunca hobilerimden biri olan MÜZİK konu-
sunu  ( Batı müziği) çerçevesinde detaylı ama elverdiğince  özet halinde
sunmaya çalıştım, sizleri de bu hobime davet etmiş oldum.
 Satırlara sadece göz gezdirilmesi bile bana mutluluk verecektir.


ALTAN  İLTER                                                            20 Şubat 2012

 
   KAYNAKÇA:

-Neden klâsik müzik ?  -(Lütfü EROL) -2001
-Ünlü müzisyenler  - (Akif SAYDAM) -1997
-İz bırakan besteciler  -(Z.Lale FERİDUNOĞLU)-2005
-Sanat yolculukları  -(Cevat Memduh ALTAR) -1951
-Ünlü Operalar  -(Faruk YENER) -1958
-Google (Müzikle ilgili konular)


                                             _____________
                                                   ______
 

    

 

 

 

 

       

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 


     

 

 

 

 

 


,
  .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !